|
Mustafa Kemal Atatürk,
1881
tarihinde
Selanik, Kasýmiye Mahallesi, Islahhane Caddesi'nde bugün
müze olan evde doðdu.
1839
doðumlu olan babasý
Ali Rýza Efendi aslen
Manastýr'a baðlý
Debre-i Bâlâ /Aþaðý Debre'dendir. Milis subaylýðý, evkaf
katipliði ve kereste ticareti yapan Ali Rýza Efendi,
1871
yýlýnda
Zübeyde Haným'la evlendi.
1857
doðumlu olan Zübeyde Haným, Sarýgüllü Hacý Sofu ailesinden
Varyemezoðlu Ýbrahim Feyzullah Efendi'nin kýzý olup aslen
Vodina'ya baðlý
Sarýgöl
bucaðýndandýr.
Zübeyde Haným ve
Ali Rýza Efendi'nin altý çocuklarý oldu: Fatma
(1871/72-1875), Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Mustafa
(Kemal Atatürk) (1881-1938), Makbule (Boysan, Atadan)
(1885-1956) ve Naciye (1889-1901). Atatürk'ün beþ kardeþinden
dördü küçük yaþlarda öldü. Kardeþlerinden Fatma dört, Ahmet
dokuz, Ömer sekiz yaþlarýnda o senelerde salgýn olan kuþpalazý (difteri)
hastalýðýndan çocuk yaþlarýnda öldüler. En küçük kardeþi Naciye
Mustafa Kemal Harp Okulu'nu bitirdiði sene, oniki yaþýndayken
verem hastalýðýna yakalanýp hayatýný kaybetti. Kardeþlerinden
sadece
Makbule Haným
1956
yýlýna kadar yaþadý.
Mustafa, öðrenim çaðýna gelince Hafýz Mehmet Efendi'nin
mahalle mektebinde öðrenime baþladý; sonra babasýnýn isteðiyle
Mektebi Þemsi Ýbtidai
Þemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sýrada babasýný kaybetti (1888).
Bir süre Rapla Çiftliði'nde Hüseyin dayýsýnýn yanýnda kaldýktan
sonra Selanik'e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Haným,
Selanik'te gümrük memuru olan Ragýp Bey ile evlendi. Þimdi müze
olan Koca Kasým Paþa Mahallesi Islahhane Caddesi'ndeki ev, bu
Ragýp Bey'in evidir. Ali Rýza Bey ile birlikte ailesi Ahmed
Sübaþý Mahallesin'deki Sanayi Mektebi karþýsýndaki evde
oturmuþlardý.
Selanik Mülkiye Rüþtiyesi'ne kaydoldu. Kýsa bir süre sonra
1893
yýlýnda
Askeri Rüþtiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öðretmeni
Mustafa Bey adýna "Kemal" i ilave etti.
1896-1899
yýllarýnda
Manastýr Askeri Ýdadisi'ni bitirip, Ýstanbul'da
Harbiye-i Þahane'de öðrenime baþladý.
1902
yýlýnda mülazim (teðmen)
rütbesiyle mezun oldu,
Harp Akademisi'ne devam etti.
11 Ocak
1905'te
yüzbaþý rütbesiyle akademiyi tamamladý.
Olgunlaþma dönemi (1905 - 1911)
[deðiþtir]
1905-1907 yýllarý arasýnda
Þam'da
5. Ordu emrinde görev yaptý. 1907'de
Kolaðasý (Kýdemli Yüzbaþý) oldu.
Manastýr'a III. Ordu'ya atandý. 19 Nisan 1909'da
Ýstanbul'a giren
Hareket Ordusu'nda Kurmay Baþkaný olarak görev aldý. 1910
yýlýnda
Fransa'ya gönderildi.
Picardie Manevralarý'na katýldý. 1911 yýlýnda Ýstanbul'da
Genelkurmay Baþkanlýðý emrinde çalýþmaya baþladý.
Grafik zaman çizelgesi bulunmaktadýr:
...
Yöneticilik yýllarý (1911 - 1919)
[deðiþtir]
1911 yýlýnda Ýtalyanlarýn
Trablusgarp'a hücumu ile baþlayan
Trablusgarp Savaþý'nda, Mustafa Kemal bir grup arkadaþýyla
birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldý. 22 Aralýk
1911'de Ýtalyanlara karþý
Tobruk Savaþý'ný kazandý. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlýðýna
getirildi.
Grafik zaman çizelgesi bulunmaktadýr:
Ekim 1912'de
Balkan Savaþý baþlayýnca Mustafa Kemal
Gelibolu ve Bolayýr'daki birliklerle savaþa katýldý.
Dimetoka ve
Edirne'nin geri alýnýþýnda önemli hizmetleri görüldü. 1913
yýlýnda
Sofya
Ateþemiliterliðine atandý. Bu görevde iken 1914 yýlýnda
yarbaylýða yükseldi. Hayatýnýn ilk aþk iliþkisini de burada,
bir Bulgar kýzý ile yaþadý. Ateþemiliterlik görevi Ocak 1915'te
sona erdi. Bu sýrada
I. Dünya Savaþý baþlamýþ,
Osmanlý Devleti de savaþa girmek zorunda kalmýþtý. Mustafa
Kemal 19. Tümen'i kurmak üzere
Tekirdað'da görevlendirildi.
1914
yýlýnda baþlayan
1. Dünya Savaþý'nda, Mustafa Kemal
Çanakkale'de bir Türk savaþ kahramaný oldu ve "Çanakkale
geçilmez!" sözü burada doðdu. 18 Mart 1915'te
Çanakkale Boðazý'ný geçmeye kalkan
Ýngiliz ve
Fransýz donanmasý aðýr kayýplar verince Gelibolu
Yarýmadasý'na asker çýkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te
Arýburnu'na çýkan düþman kuvvetlerini,
Liman Von Sanders yönetiminde Mustafa Kemal'in komuta ettiði
19. Tümen,
Conkbayýrý'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu baþarý üzerine
albaylýða yükseldi. Ýngilizler 6-7 Aðustos 1915'te
Arýburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutaný
Mustafa Kemal 9-10 Aðustos'ta
Anafartalar Zaferi'ni kazandý. Bu zaferi 17 Aðustos'ta
Kireçtepe ve 21 Aðustos'ta
II. Anafartalar Zaferi takip etti. Çanakkale Savaþý'nda
Osmanlý Devleti'nin verdiði kayýplar üzerinde hem fikir
olunamamýþsa da, Osmanlý büyük kayýplar vererek saldýrýyý
püskürtmüþtür.
Mustafa Kemal, Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda.
Mustafa Kemal Çanakkale Savaþlarý'dan sonra 1916'da
Edirne ve
Diyarbakýr'da görev aldý. 1 Nisan 1916'da
tümgeneralliðe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaþarak
Muþ
ve
Bitlis'in geri alýnmasýný saðladý.
Þam
ve
Halep'teki kýsa süreli görevlerinden sonra 1917'de
Ýstanbul'a geldi. Veliaht Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya
giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra
hastalandý.
Viyana'ya ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Aðustos
1918'de
Halep'e
7. Ordu Komutaný olarak döndü. Bu cephede
Ýngiliz kuvvetlerine karþý baþarýlý savunma savaþlarý yaptý.
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasýndan bir gün sonra, 31 Ekim
1918'de Yýldýrým Ordularý Grubu Komutanlýðý'na getirildi. Daha
sonra bu ordunun kaldýrýlmasý üzerine 13 Kasým 1918'de
Ýstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlýðýnda) göreve
baþladý.
Kurtuluþ Savaþý dönemi (1919 -
1923)
[deðiþtir]
- Bu dönemin genel durumu için:
Kurtuluþ Savaþý
Grafik zaman çizelgesi bulunmaktadýr:
24 Mart 1923 tarihli Time dergisinin kapaðý
21 Þubat 1927 tarihli Time dergisinin kapaðý
Mondros Mütarekesi'nden sonra Ýtilaf Devletleri'nin
Anadolu'yu iþgale baþlamalarý üzerine, Mustafa Kemal 9. Ordu
Müfettiþi olarak
19 Mayýs
1919'da
Samsun'a çýktý.
22 Haziran
1919'da
Amasya'da yayýmladýðý genelgeyle "Milletin istiklâlini yine
milletin azim ve kararýnýn kurtaracaðýný" ilan edip
Erzurum Kongresi ve
Sivas Kongresi'ni toplantýya çaðýrdý. 23 Temmuz - 7 Aðustos
1919 tarihleri arasýnda toplanan Kongre oncesi,
Erzurum'da Osmanli ordusundan istifa etti ve kendisine ilk
nufus kaydini ve nufus cuzdani'ni verecek olan Erzurum'un manevi
hemþehrisi secilerek Kuva-yi Milliye lideri oldu. 4 - 11 Eylül
1919 tarihleri arasýnda da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanýn
kurtuluþu için izlenecek yolun belirlenmesini saðladý. 27 Aralýk
1919'da Ankara'da heyecanla karþýlandý. 23 Nisan 1920'de
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açýlmasýyla ulusal
kuvvetlerin tek merkezde toplanmasý ve Türkiye Cumhuriyeti'nin
kurulmasý yolunda önemli bir adým atýlmýþ oldu. Meclis ve
Hükümet Baþkanlýðýna, Erzurum Milletvekili olan Mustafa Kemal
seçildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluþ Savaþý'nýn baþarýyla
sonuçlanmasý için gerekli yasalarý kabul edip uygulamaya
baþladý.
Türk kurtuluþ mücadelesi 15 Mayýs 1919'da Yunanlýlarýn
Ýzmir'i iþgali sýrasýnda
Hasan Tahsin tarafýndan düþmana ilk kurþunun atýlmasýyla
baþladý. 10 Aðustos 1920 tarihinde
Sevr Antlaþmasý'ný imzalayarak aralarýnda Osmanlý
Ýmparatorluðu'nu paylaþan I. Dünya Savaþý'nýn galip devletlerine
karþý önce Kuvâ-yi Milliye adý verilen milis kuvvetleriyle
savaþýldý. Fakat iþgalci emperyalist devletlere karþý baþarýlý
bir mücadele için düzenli bir ordu þarttý. Türkiye Büyük Millet
Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye-ordu
bütünleþmesini saðlayarak savaþý zaferle sonuçlandýrdý.
Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Ulusal
Kurtuluþ Savaþý'nýn önemli aþamalarý þunlardýr:
Sakarya Zaferi'nden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük
Millet Meclisi Mustafa Kemal'e
Mareþal rütbesi ve Gazi unvanýný verdi. Kurtuluþ Savaþý, 24
Temmuz 1923'te
Ýsviçre'nin
Lozan
kentinde imzalanan
Lozan Antlaþmasý'yla sonuçlandý. Bu anlaþma ile
Sevr Antlaþmasý yürürlükten kalkmýþ, Türkiye Cumhuriyet'i
Lozan Anlatlaþmasý temelleri üzerine kurulmuþtur.
23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açýlmasýyla
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluþu müjdelenmiþti. Meclisin
Türk Kurtuluþ Savaþý'ný baþarýyla yönetmesi, yeni Türk
devletinin kuruluþunu hýzlandýrdý. 1 Kasým 1922'de
hilafet ve
saltanat birbirinden ayrýldý, önce saltanat ve daha sonra da
hilafet (3 Mart 1924) kaldýrýldý. Böylece Osmanlý hanedanýnýn
yönetimden baðlarý koparýldý.Gazi Eylül 1923'te baþlattýðý
kurtuluþ mücadelesini siyasi harekete dönüþtürdü ve Halk
Fýrkasýný kurdu.( sonradan adý
Cumhuriyet Halk Partisi ) 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet (halk
egemenliði) idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliðiyle ilk
cumhurbaþkaný seçildi. 30 Ekim 1923 günü
Ýsmet Ýnönü tarafýndan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hükümeti
kuruldu.
Cumhurbaþkanlýk yýllarý
(1923-1938)
[deðiþtir]
Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Aðustos 1923 tarihlerinde TBMM
Baþkanlýðýna seçildi. Bu baþkanlýk görevi, devlet-hükümet
baþkanlýðý düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yýlýnda Cumhuriyet ilan
edildi ve Atatürk ilk cumhurbaþkaný seçildi. Anayasa gereðince
dört yýlda bir cumhurbaþkanlýðý seçimleri yenilendi. 1927, 1931,
1935 yýllarýnda TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaþkanlýðýna seçti.
Atatürk sýk sýk yurt gezilerine çýkarak devlet çalýþmalarýný
yerinde denetledi. Ýlgililere aksayan yönlerle ilgili talimatlar
verdi. Yurt dýþýna hiçbir resmi ziyaret için çýkmamakla
birlikte, Cumhurbaþkaný sýfatýyla Türkiye'yi ziyaret eden
yabancý ülke devlet baþkanlarýný, baþbakanlarýný, bakanlarýný ve
komutanlarýný aðýrladý.
15-20 Ekim 1927 arasýnda Kurtuluþ Savaþý'ný ve Cumhuriyet'in
kuruluþunu anlatan büyük
Nutuk'unu
(Söylev), 29 Ekim 1933 tarihinde de
Onuncu Yýl Nutku'nu okudu. Nutuk, hem Kurtuluþ Savaþý'nýn
hesabýný veren, bir diðer deyiþle ulusal mücadelenin kimlere
karþý niçin ve nasýl verildiðini anlatan, hem de mücadelenin
Cumhuriyet kurulduktan sonraki safhasýnda yapýlmasý gerekenler
ve yapýlacak olanlar konusunda önemli bilgiler içeren deðerli ve
önemli bir konuþmadýr.
Atatürk özel yaþamýnda sadelik içinde yaþadý.
29 Ocak 1923'te
Latife Haným'la evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte
çýktýlar. Bu evlilik 5 Aðustos 1925 tarihine dek sürdü.
2587 sayýlý kanunla 24.11.1934 tarihinde Mustafa Kemal'e
Atatürk soyadý verilmiþtir.
"Yurtta Barýþ, Dünyada Barýþ" sözünü söyleyebilecek kadar
yüce olan Atatürk, 1930'lu yýllarda eski Yunan baþbakaný
Venizelos tarafýndan
Nobel Barýþ Ödülü'ne aday gösterilmiþtir. Fakat bu nedense
nobel jürisinin dikkatini çekmemiþtir...
1937 yýlýnda çiftliklerini hazineye, bir kýsým taþýnmazlarýný
da Ankara ve Bursa Belediyelerine baðýþladý. Mirasýndan
kýzkardeþine, manevi evlatlarýna,
Türk Dil Kurumu ve
Türk Tarih Kurumu'na pay ayýrdý.
Atatürk,
10 Kasým
1938
saat 9:05'te, yakalandýðý
siroz
hastalýðýndan kurtulamayarak
Ýstanbul'da
Dolmabahçe Sarayý'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi
21 Kasým
1938
günü törenle geçici istirahatgâhý olan
Ankara Etnografya Müzesi'ne defnedildi.
Anýtkabir yapýldýktan sonra nâaþý görkemli bir törenle
10 Kasým
1953
günü ebedi istirahatgâhýna gömüldü.
Kitap okumayý, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve
yüzmeyi çok severdi.
Zeybek oyunlarýna,
güreþe,
Rumeli türkülerine büyük ilgisi vardý.
Tavla
ve
bilardo oynamaktan büyük keyif alýrdý. Sakarya adlý atýna ve
köpeði Fox'a çok deðer verirdi. Zengin bir kitaplýk
oluþturmuþtu. Akþam yemeklerine devlet adamlarýný, sanatçýlarý
ve bilim adamlarýný davet eder, ülkenin sorunlarýný tartýþýrdý.
Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doðayý çok severdi.
Sýk sýk
Atatürk Orman Çiftliði'ne gider, modern tarýma geçiþ yolunda
yürütülen çalýþmalara bizzat katýlýrdý.
Fransýzca ve
Almanca biliyordu.
Özel hayatýnda büyük bir sadelik içinde yaþayan Atatürk
çocuklarý çok severdi. Zorlu savaþ yýllarýnda bile çocuklarlarla
yakýndan ilgilenmiþ; birçok çocuðun hamiliðini üstlenmiþ,
birçoðunu da manevi evlat olarak kendine seçmiþti. Atatürk'ün
manevi evlatlarý,
Afet Ýnan,
Sabiha Gökçen,
Ülkü Adatepe,
Nebile Haným,
Rukiye Erkin,
Zehra Aylin,
Mustafa,
Abdurrahim Tuncak,
Ýhsan'dýr. Ýzmir zaferinde Yunan bayraðýný yerden almasý
bilinen bir olaydýr.
Soyadý kanunu ile birlikte ve
TBMM
tarafýndan çýkarýlan
24 Kasým
1934
tarihli ve 2587 sayýlý kanun[1]
ile ile kendisine "Türklerin
Atasý"
anlamýna gelen Atatürk ismi verilmiþtir (24 Kasým 1934).
-
Atatürk, kendi deyiþiyle Türkiye'yi "Çaðdaþ uygarlýk
düzeyinin üstüne çýkarmak" amacýyla bir dizi inkýlap yapýmýnda
öncü rol oynadý. Bu deðiþiklikler köklü oluþlarý ve eski sistemi
düzenlemektense yerine yenisini getirmeleri nedeniyle reform
deðil, inkýlap olarak bizzat kendisi tarafýndan
adlandýrýlmýþlar ve genelde
Atatürk Ýnkýlaplarý olarak anýlmýþlardýr. Her ne kadar
devrimleri olarakda anýlsa da devrim kavramý ihtilal kavramýnýn
eþ anlamlýsý olduðundan ve kanla gerçekleþeði için Atatürk
ihtilal gibi negatif bir kavram yerine deðiþim anlamýna inkýlap
kavramýný seçmiþtir. Bu yapýlanlar beþ ana baþlýk altýnda
toplanabilir:
Atatürk'ün yenilikleri,
inkýlaplarý
[deðiþtir]
Soyadý kanunu konulmasý, saltanatýn kaldýrýlýp cumhuriyeti
getirmesi, kadýnlara seçme ve seçilme hakký verilmesi, padiþah
yönetimi yerine halkýn kendi kendine yönetmesi, Türk alfabesinin
getirilmesi, Türk Medeni Kanunu kurulmasý, Cumhuriyetin
kurulmasý, Þapka ve kýyafet devriminin yapýlmasý,
|